İlerisi için hayalim ufak bir çiçekçi
dükkanı açmak. Şöyle her sabah beni türlü renkler karşılasa, kokularını içime çekerek güne başlasam fena mı
olur?
Hem çiçek hediye etmeyi hem de
bana çiçek getirilmesini çok severim. Sanki tüm sevgi, mutluluk o küçücük
yapraklara dolmuş gibi gelir, sıcak bir mutluluk kaplar içimi renklerine,
yapraklarına bakarken. Ama bana bu yazıyı yazdıracak kadar etki eden bi çiçek
var ki hepsinden farklı bir yerde; orkide. Özenli bakım isteyen, ilgisiz
kalınca küsen, yalnızca sevdiğine çiçek açan bitki.

Söz çiçeğim tamamen beyaz ve
çeşitli çiçeklerden oluşan kocaman bir buketti.
Çiçekler zamanla solunca geriye
sadece saksısıyla birlikte orkide kaldı. Orkidenin minik saksısı içi ıslak
süngerle doldurulmuş büyük fanusun içine yerleştirilmişti ve diğer canlı ve
saplı çiçekler de bu süngere batırılmıştı. Çiçekleri daha uzun süre canlı
tutmak için güzel bir uygulama. Saksının altından hafif hafif su alır diye
düşündüm, e zaten orkidenin üstünde de haftada bir kez sulayınız yazıyordu; ben
de halimden memnun 2-3 hafta güzelce orkidemi seyrettim. Fakat zamanla
çiçekleri cılızlaşıp, sonra da dökülmeye başladı. Her gün eve geldiğimde bir
tane çiçeği dalından düşmüş şekilde saksının içinde buluyordum. Daha önce hiç
orkide yetiştirmemiştim, bir anlam verememiştim ama saksılı bir çiçeğin de bu
kadar kısa sürede çiçeklerini dökmesi pek mantıklı gelmemişti. Hemen internette
harıl harıl araştırmaya başladım. Bilgilendikçe haftalardır ne kadar yanlış
yapmış olduğumu, ne kadar geç kaldığımı fark ettim. Güzelim çiçek benim
yüzümden ölmek üzereydi, eski sağlığına kavuşturmak için bir şeyler yapmak
zorundaydım. Sayısız blog ve forum okudum. Meğer ne kadar çok orkide yetiştiren
(gerçek anlamda) varmış! Ve bu hassas güzelliği korumak ne kadar zormuş... Ama
edindiğim bilgiler, insanların okuduğum tecrübeleri, uzmanların tavsiyeleri
neticesinde canım orkidemi yeniden sağlığına kavuşturdum, hatta 1 sene içinde
üçüncü kez çiçek açmak üzere!
Edindiğim bilgiler ve tecrübeler
ışığında Phalaenopsis türündeki
orkideyi tanıtıcı ve bakımı hakkında kısa bilgiler vermem gerekirse...
Phalaenopsis, günümüzde neredeyse en popüler ve evlerimizde en
yaygın olarak yetiştirdiğimiz orkide familyasından bir cins. Benim orkidem de
bu cinsten; dolayısıyla gözlemlerim sadece bu cins için geçerli. Eğer sizin
orkidenizin cinsi farklıysa ihtiyaçları ve bakım şartları değişkenlik
gösterebileceğinden mutlaka ayrıca bilgilenmeniz gerekir.
Uygun saksı: Eminim pek çok insan benden daha önce uyanıp orkidenin
saksısını incelemiştir. Orkide saksısı, altında suyu akıtmasına yarayacak geniş
delikleri olan şeffaf bir saksıdır. Şeffaf olması köklerin de ışık alarak
fotosentez yapabilmesine yardımcı olur, hem de bitkinin sağlığı hakkında size
ipuçları verir.
Uygun toprak: Orkidenin toprağı evimizde yetiştirdiğimiz standart
çiçeklerin toprağından farklıdır. Su tutucu özelliklerinden dolayı çam
kabukları ve sphangum yosunu gibi maddeler kullanılır. Ortamın nemi, su miktarı
vs gibi etkenler orkidenin gelişimde büyük rol oynadığı için bu etkenlere göre
toprak karışımı hazırlanır; daha az su tutucu ya da yüksek oranda su tutucu
gibi.
Her bitkide olduğu gibi orkide
bitkisi de zaman zaman saksı değişimine ihtiyaç duyar. Sulama yönetimi
dolayısıyla çam kabukları görevini tam yerine getiremiyorsa, şeffaf saksı
sayesinde içeride ölü kökler gözlemlendiyse saksı değişim zamanı gelmiş
demektir. Tabi bu durum sık sık yaşanmaz, yaklaşık 2-3 senede bir saksı değişim
ihtiyacı doğabilir.
Uygun sulama: Genelde çiçekçiden orkide aldığımızda üzerinde bakım
önerisi olarak “haftada bir su veriniz” şeklinde olayı çok fazla hafife alan
bir ibare görebiliriz. Maalesef orkide, bir menekşe ya da ne bileyim bir aşk
merdiveni gibi toprağına dokunup kuruysa biraz su vereyim kendi kendine
takılsın şeklinde davranabileceğiniz bir bitki değil. Su veriliş sıklığı ve
miktarı, mevsime ve ihtiyacına göre değişmekte. Örneğin yazın haftada 2 belki 3
kez sulama yaparken bu sayı kışın haftada 1’e düşmektedir. Bu noktada şeffaf
saksı, ihtiyaçlarını belirleyebilmek için işimize oldukça yarar.
Orkide diğer saksılar gibi
dibinde suyla yaşamayı sevmez; saksının dibindeki delikler verdiğimiz suyun
kökleri ve çam kabuklarını yıkayıp geçmesine olanak sağlar. Böylece nemlenen
çam kabukları azar azar köklere her daim su tedarik etmiş olur. O yüzden
sularken saksının üstünden döktüğümüz suyun aşağıdaki deliklerden akıp
gitmesini sağlamak durumundayız. Ve mümkün olduğunca tüm köklerin sulanmış
olmasına dikkat etmeliyiz. Vereceğimiz suyun özelliği de belli değerlere sahip
olması ve dinlendirilmiş su olmasıdır. En doğalı yağmur suyu olsa da, ona yakın
en mantıklı çözüm olarak dinlendirilmiş içme suyu kullanıyorum. Aslında
yetiştirdiğimiz bütün çiçeklerde suyu dinlendirdikten sonra vermek en
sağlıklısı.
Ortam şartları: Kesinlikle en önemli noktalardan biri de orkidenin
bulunduğu ortam şartları. Mutlaka nem seviyesi belirli bir seviyede olmalı; ne
çok kuru ne de çok fazla nemli ortamlarda sağlıklı bir şekilde yetişebilir.
Sıcaklığın da 20-25C aralığında olması
uygundur, çok soğukta tomurcuklanma durur; o yüzden kış geceleri de mümkün
olduğunca bu sıcaklık aralığı korunmaya çalışılmalıdır.
Bir diğer önemli ortam şartı da
temiz hava sirkülasyonu. Direkt hava akımında kalmayacak şekilde orkidenin
bulunduğu ortam düzenli olarak havalandırılmalıdır.
Doğru ışık: Her şeyde olduğu gibi ışıkta da ne fazla ne az, tam
dengede bir koşul sağlanmalıdır. Kışın görece ışık az olduğundan cam kenarları
tercih edilebilir. Fakat yazın mutlaka uzun süreli direkt güneş ışığından
kaçınılmalıdır; hem yapraklara hem köklere zarar verir. Bu yüzden tül
arkasından güneş ışığını alması yeterlidir. Ben orkidemi evimin doğu
tarafındaki odaya yerleştirdim. Böylece kışın sabahları güzelce güneş alıp,
nemli bir ortamda; yazın da sadece sabahları aldığı kuvvetli ışık ve ısı
sayesinde günün geri kalanında görece serin bir şekilde büyüyor.
Gübreleme: Diğer çiçeklere kıyasla miktar olarak orkidenin çok daha
az besine ihtiyacı olur. Uygun bakıma ek olarak çiçeklenme mevsiminden önce
özel olarak satılan orkide besininden verilecek suya 4 sulamada bir ölçek katılarak
gübrelenebilir.
Peki çiçeklenme bitip çiçekler
döküldüğünde ne yapılır? Çiçekleri dökülmüş dalı aşağıdan yukarıya doğru 3. Boğumun
yaklaşık 3-4 cm üzerinden kesmeliyiz. Bıçağımız temiz olmalıdır ve kestikten
sonra, kesilen yere koruması açısından tarçın sürebiliriz. Bir süre sonra yeni
bir çiçek sapı yetişecektir.
Bu ana maddelere özen
gösterdiğimizde dengede bir bakım sağlamış olup orkidemizi sağlıklı bir şekilde
yetiştirebiliriz. İlk başta bahsettiğim gibi ben orkidemde durumu fark
ettiğimde yaklaşık 3 haftadır su miktarının neredeyse %80 olduğu bir süngerin
içindeydi. Öncelikle su miktarını dengeye getirmek için bir kaç hafta hiç su
vermedim ve camın kenarında güneşle iyice fotosentez yapmasını, kendi kendine o
suyu yedirmesini sağladım. Sonra da düzenli havalandırma, ışık dengesine
dikkatle bugünlere getirdim ve şu anda 1 sene içerisinde üçüncü çiçeklerini
vermek üzere!
Özetle orkide her şeyde dengeyi
seven bir bitki. Terazi gibi; azıcık bir kefe ağır gelse hemen zarar görüyor.
Bir terazi burcu olarak onun o hassas dengesini, narin ve sadece doğru ilgi ve
bakımla size güzelliğini gösteren yapısını çok seviyor ve kendime yakın
buluyorum. Bakımı dikkat ve özen gerektiriyor ama çiçek açtığında insana
verdiği mutluluk ve değermiş hissi bambaşka...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder