Bir şehri keşif: Floransa
Floransa yüzey ölçümü küçük
olduğu için yürüyerek gezilebilen bir şehir. Gitmek istediğiniz yere giderken
ara sokaklarda da ufak detayları keşfedebilir dolu dolu bir gezi
yapabilirsiniz. Çeşitli gezi bloglarından Floransa’daki gezilmesi gereken
yerleri kolayca bulabilirsiniz ama benim tavsiyem haritadan bağımsız olarak ara
sokaklarda kaybolmalı ve şehre özgü, gizlenmiş ayrıntıları keşfetmeli.
Ama tabi ki de gidip de görmeden
gelmememiz gereken bir sürü yer var...
Piazza Del Duomo ve kathedral: Şehrin dini merkezi olarak bilinen bu bölge aslında seyahat rehberlerinde ve Google’da Floransa’yı
betimleyen resimlere konu olan bölgedir. Ara sokaklardan ulaşacağınız bu koca
meydanda devasa bir katedral ve uzun bir kule ile karşılaşırsınız. 150 mt
uzunluğu ve 40mt genişliğiyle dünyadaki en büyük 3. Katedral olan Santa Maria
del Fiore, ismini şehrin eski isminden (flower-fiore) almıştır. İnşasına 1296 yılında dini ve
sivil hayatı birleştirmek amacıyla başlanmıştır. Dış duvarlarında Toskana tarzı
gotik tasarımları ve heykelleri görebilirsiniz. Kubbesi, Roma’da bulunan
Pantheon’dan esinlenilerek yapılmıştır.
Katedralin bir parçası olarak yanı
başında bulunan çan kulesi, Giotto tarafından 1334 yılında inşa edilmeye başlanmış, fakat ünlü mimarın 1337 senesinde vefatıyla öğrencileri tarafından 1359
yılında bitirilmiştir.
Battistero di San
Giovanni: Katedralin tam karşısında bulunan sekizgen şeklindeki vaftizhane Medici ailesinden Dante’ye kadar pek çok ünlü katoliğin vaftiz
edildiği yerdir. Lorenzo Ghiberti tarafından
yapılan üç tane bronz kapısı bulunur. Hepsinin üzerinde rölyef heykeller
bulunur. Fakat bir tanesi vardır ki üzerindeki betimlemelerin güzelliğiyle Michelangelo tarafından Cennet
Kapısı olarak adlandırılmıştır. Bu kapının üzerinde İncil’de bahsedilen 10
tane olay betimlenmiştir. http://www.museumsinflorence.com/musei/Baptistery_of_florence.html adresinden bu betimlemeleri ve
anlamlarını inceleyebilirsiniz. Ayrıca kapının üzerinde Ghiberti’nin kendisini
de minik heykeller olarak görmeniz mümkün.
Palazzo Vecchio: Arnolfo
di Cambio'nun tasarladığı "Eski Saray" anlamına gelen Palazzo
Vecchio, şehrin en eski ve en görkemli binalarından bir tanesi. Signora Meydanı'ndaki (Piazza Signora) bu
saray, 1872'den beri belediye sarayı olarak kullanılmaktadır. Şu anda müze
olarak gezebilen sarayın iç dekorasyonu Medici ve ailesinin
ikametgahıyla birlikte 1540 yıllarında o dönemin ünlü sanatçıların birbirinden
başarılı ve ünlü eserleriyle süslenmiştir.
Sarayın
kapısında Hercules ve Cacus heykellerini, yan tarafındaki kubbeli bölmede de
Medusa kafasını taşıyan Perseus heykeli, David, Loggia Dei Lanzi ve Sabin
kadınlarının kaçırılmasını betimleyen Giambologna’nın eserinin kopyasını
görebilirsiniz.
Sarayın bir bölümü olan 95 metre uzunluğundaki Arnolfo'nun
Kulesi ise (Torre di Arnolfo) Floransa'da orta çağdan kalan en etkileyici ve en
uzun kulelerden biridir. 416 tane basamağı tırmanmaya hazırsanız en tepede sizi
Floransa'nın eşsiz manzarası beliyor olacaktır.
Galleria dell'Accademia ve Uffizi: Sanırım günümüzde bu müzeyi herkes ünlü David heykeli ile hatırlıyordur. 1873'ten beri Michelangelo'nun bu ünlü eserinin orijinaline ev
sahipliği yapan müze, Signora Meydanı'nda
yer alır. Sadece David heykeliyle kalmayıp içerisinde sayısız ünlü sanatçının
ünlü eserlerini görebilirsiniz.
Uffizi, İtalyanca'da "ofisler" anlamına gelir. Bundan da
anlaşılacağı gibi inşası 1581 yılında biten binanın kullanım şekli Floransa
sulh yargıçlarının çalışma ofisi olarak belirlenmiştir. Günümüzde ise pek çok
sanat eserini görebileceğiniz bir müze olarak hizmet vermektedir.
Floransa'nın en
çok ziyaret edilen bu müzelerine giriş için tavsiyem, önceden internet
üzerinden giriş biletlerinizi almanız. Aksi takdirde sabahın erken saatinde gitseniz
dahi uzun bir kuyrukla karşılaşabilirsiniz. Biletleri internetten
alabileceğiniz çok fazla site var. Bazılarında yanına ilave edilmiş rehberli
turlar da var. Eğer şehrin müze atmosferi yetmez, mutlaka ince ince gezeceğim
derseniz kesinlikle biraz araştırma yapıp, bol zaman ayırıp bir rehber
eşliğinde gezmenizi tavsiye ederim.
Müzeler konusunda laf açılmışken
çoğu müzenin Pazartesi günleri kapalı, onun yerine Pazar günleri açık olduğunu
söylemem gerek. O yüzden gezi rotalarını planlarken mutlaka önceden bilgi
edinmek gerekir, aksi takdirde pazartesi gününü müzelere ayırdıysanız kapalı
kapılarla karşılamaya hazır olun...
Ücretler konusunda da, bu şehirde
de diğer turistik yerlerde olduğu gibi tek kart alıp (Floransa card) şehrin
büyük bölümünde geçiş üstünlüğüne sahip olup, rezervasyonsuz şekilde giriş
yapabilirsiniz. Biz gezilerimizi daha günü birlik planlamak istediğimiz için bu
kartı almak yerine girişleri önceden rezervasyonla ya da direkt kapıdan gerçekleştirdik.
Ponte Vecchio: Şehrin en ünlü simgelerinden biridir.
İtalyanca’da “ponte” köprü; “vecchio” da eski anlamına gelir. 14. yy’da
yapılmış Ponte Vecchio, şehrin ortasından geçen Arno nehri üzerindeki altı
köprüden en eski olanıdır; ve belki de bu özelliğiyle ismine en uygun. II.Dünya
Savaşı’ndan ve 1966 yılındaki selden kurtulmuştur. Bir ucunda Uffici, diğer
ucunda da Medici Sarayı bulunur. İlk yapıldığında köprü üzerinde manavlar ve
kasaplar varken daha sonra bu dükkanlar kuyumcuya dönüşmüştür.
Köprü üzerinde devam ettiğinizde
tam ortada Floransalı ünlü kuyumcu ve heykel ustası Benvenuto Cellini’nin
büstünü görebilirsiniz. Tam bu noktada muhteşem fotoğraf kareleri
yakalayabilir, Arno Nehri’nin güzelliğini uzun uzun seyredebilirsiniz. Bu
köprü, Google’a Floransa yazdığınızda en çok gördüğünüz resimlerden bir
diğeridir. Nehri arkaya alıp mutlaka bir fotoğraf çektirmek gerekir!
Bu köprüye gelmişken VasariKoridoru’nu da görmeden geçemeyiz. Manelli ailesi Medici’nin (O zamanın dükü) geçişine
izin vermeyince bu koridor, Vecchio ve Pitti saraylarını birbirine bağlaması
amacıyla Giorgio Vasari
tarafından yapılmıştır. Bu ünlü koridoru dışarıdan görmek mümkün, şayet
içeriden görmek isterseniz biletinizi önceden almanız gerekmektedir.
Piazzale Michelangelo: Muhteşem Floransa manzarasıyla ünlü
bu meydan, şehri ziyaret edenlerin olmaz olmaz duraklarından. 1869 yılında
mimar Giuseppe Poggi tarafından tasarlanmış ve Michelangelo’ya
adanmıştır. Şehrin tüm köprülerini ve ünlü noktalarını görebileceğiniz bu
meydana yürüyerek ya da otobüsle ulaşabilirsiniz. Panoramik fotoğraf
meraklıları için en önemli durak!
Palazzo Pitti: Floransa'da
gezilecek yerlerin arasındaki en önemli duraklardan biri olan saray 15.
yüzyılda inşa edilmeye başlanmış ve 1550 yılında Dük Medici'nin eşi Eleonora da Toledo tarafından satın
alınmıştır. Daha sonrasında da ailenin ikamet ettiği saray haline gelmiştir.
Sarayın sol tarafında Dük, sağ tarafında da varisleri kalırmış. İkame
edileceğinden dolayı saraya, bugünkü haline gelene kadar çeşitli mimarlar
tarafından eklemeler ve düzeltmeler yapılmıştır.
Sarayın bünyesinde bir çok müze bulunmaktadır, Porselen Müzesi, Gümüş Müzesi, dönemi yansıtan Kostüm, Sanat ve Dekorasyon müzeleri. Bu müzeleri gezerek o dönemi ve yaşantıları daha yakından tanıyabilirsiniz.
Sarayın avlusunda Herkül heykeli ve Pietro Tacca tarafından yapılan
çeşme bulunmaktadır. Sarayın giriş kapısının tam karşısından da sarayın
arka tarafındaki büyük Boboli Bahçeleri'ne açılan kapı bulunmaktadır.
Il Giardino di Boboli: Pitti Sarayı’ndan sonra mutlaka
gezmeniz gereken bir durak olarak Boboli Bahçeleri... Sarayın avlusundan
bahçeye açılan kapı sanki sizi başka bir boyuta taşır. Bir anda sessizliğin,
huzurun, yeşilin ve Rönesans döneminin ortasında buluverirsiniz kendinizi. Bu
kapıdan girince sizi ilk olarak amfi tiyatro karşılar. 16. ve 17.yy heykelleriyle
bir açık hava müzesi gibidir. Aynı eksen boyunca Neptün Çeşmesi (Fountain of the
Fork), Stoldo Lorenzi tarafından yapılan
Neptün Heykeli’ni ve devam ettiğinizde Toskana’nın
bereketini simgeleyen Plenty heykelini (Abbondanza) görebilirsiniz.
Bol boyunca sayısız heykel,
tarihi eser ve sanatsal çalışma görebileceğiniz bu devasa bahçede saatlerin
nasıl geçtiğini anlamayacaksınız bile. Hafif yokuşlu patikalardan yürürken
heykeller arasında fotoğraf çektirmeyi, ara sıra banklarda dinlenip huzuru ve
sessizliği dinlemeyi, Okyanus Çeşmesi
(Vasca dell’isola)’ndeki limon çiçeklerini seyretmeyi sakın pas geçmeyin.
Ayrıca Dan Brown’un Cehennem
(Inferno) adlı kitabında geçen pek çok heykeli bu bahçelerde ziyaret edebilirsiniz.
Mercato Centrale: Floransa’da, uğrayıp bölgenin taze
ürünlerini görüp tadabileceğiniz bir sürü günlük açılan pazar bulunmakta.
Toskana Bölgesi çok verimli, çok üretken bir bölge olduğu için sayısız taze ve
leziz yiyecekle karşılabilirsiniz. Mercato Centrale (Merkez Pazar), Ariento Caddesi’nde San Lorenzo pazarının içerisinde bulunmaktadır.
Sabah 7’den öğlen 2’ye kadar açık olup, Pazar günleri ve tatillerde kapalıdır.
Fiesole: Floransa’yı gezdikten sonra mutlaka 1 günü de hem
güzel manzaralı hem de hala tarihin izlerini taşıyan Fiesole’ye ayırmak
gerekir. San Marco meydanından
binilebilecek 7 numaralı otobüs sizi Toskana’yı daha da yakından
tanıyabileceğiniz bu küçük şehre ulaştıracaktır. En önemli tarihi yapısı, geçmişi 11. yüzyıla dayanan San Romolo Katedrali'dir. Hemen yanında Roma tiyatrosunu görebilirsiniz. Yaklaşık üç bin
kişi kapasiteli bu tiyatronun geçmişi de İ.Ö. 100 lere dayanmaktadır.
Geldiğinize değecek bir başka
durak da San Franceso kilisesidir.
Dik yokuşu takip ederek ulaştığınız kiliseden Floransa’nın en güzel manzarasını
görebilir ve eğer fotoğraf meraklısıysanız en güzel kareler için seve seve
saatlerinizi harcayabilirsiniz. Dönüş yolunda gene otobüsle merkeze dönebilir
ya da yürüyerek dönmeyi tercih ederseniz hem güzel yeşil manzaraların görselliğinin
tadına varıp, hem de Toskana’yı yaşayarak keşfedebilirsiniz.
Bu tarih kokan şehirde yukarıdaki
kısaca bahsettiğim duraklardan çok çok daha fazlasını bulabilirsiniz. Geniş ve bol vaktiniz
varsa aşağıdaki rotalarda uzun uzun gezerek ve bilakis sokaklarda kaybolarak, bol
bol tarih kokan Floransa’nın tadını çıkarmanızı tavsiye ederim. Bir kaç rota tavsiyesi olarak:
I. Vaftizhane – Duomo – Medici
Palace – Medici Şapelleri
II. Palazzo Vecchio – Uffizi –
Science Museum
III. Santa Maria Novella – Ponte
Vecchio – Pitti Palace – Boboli Bahçeleri
IV. Michelangelo Meydanı – Forte
di Belvedere
V. Floransa – Fiesole
Her adımda sizi başka bir
boyuttaymışsınız gibi hissettiren, huzur veren bu şehri umarım bir kez daha ziyaret edebilirim...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder